Bazı anlar var ki öyle özel, öyle kutsal, öyle masum ama bir o kadar da yasak ki.
“Düşünün ki, bir arkadaş öyle çok özel değil; ama güldüğün, beraber bir şeyler yaptığın arkadaş. Bir gün gelir buluşursunuz, kalabalık bir ortamda bulunursunuz. Ve yalnız başınıza kaldığınızda buuum! Bir anda bir şey olur. Örneğin siz çok dikkatsiz birisinizdir, yolda yürürken araba size çarpmasın diye bileğinizden tutup koltuğunun altına alır sizi. Ama bunu o kadar bariz yapar ki ıslanmış kedi yavrusu veyahut yeni doğmuş bir civciv gibi hissedersiniz. Bir anlık korumacı tavır sizi bambaşka diyarlara götürür. Sonra bir bakmışsınız tüm o önyargılar kaosunda elleriniz usulca birbirine kenetlenivermiş. Ta ki sizin şu hiç gelmeyecek olan otobüsünüz gelene değin…”

