sıkıcı bir öykünün en ilginç kısmı

ELLERİMİN TEK GÖREVİ SENİN ELLERİNİ SIMSIKI TUTMAK OLSA?

3 notes

O’nu satır satır yazıp içimden dökmek onu unutmamı sağlar sanmışım. Yanılmışım allahın belası, yanılmışım. Küçücük sensizliği “unutmak” yapmışım.

1 note

Mutluyduk, gülümsüyorduk. Şehrin merkezine yakın bir caddedeydik. Arkadaşları vardı, anladığım kadarıyla bir buluşmaydı bu. Alelacele oraya doğru geldiğimi gördüm, ama ne içindi ki bu? Bana baktı yıldızlar saçan bir çift göz, yunan tanrılarını bile kıskandıran o pürüzsüz yüzü benim için gerilerek küçük, sevecen bir gülümseme kondurdu. Diğerlerinin bizim hakkımızda dediklerini duydum, ben bana bakıyordum. Alışık bir yüz ifadem vardır, dudaklarımı hafifçe büzer ve gülümserim. Bu defa yüzümde güvende vardı, ona karşı… Sonra grup olarak kalktık, ben sürekli annemin eve geç kalırsam beni öldüreceğini düşünüyordum. Ama onun yanındayken anı bozmayı da hiç istemiyordum. O gün adım gibi emindim ki babaannem bizim evdeydi. Tüm bu stresli yaşamın gerisinde onun yanında olmanın verdiği güven, sıcaklık ve mutluluk…

Sonrasında uyandım, bir kaldırımda… Az önce onunla konuşup, gülüştüğüm kaldırımdı bu. Az önce burada arkadaşları vardı, ben uyuyordum. Bir yere yetişmeye çalışırken, yorulmuş ve bir salak gibi kaldırımın kenarına kıvrılmış ve bu olması imkansızın ötesinde olan rüyayı görmüştüm. Telefonumu ve gözlüğümü kaldırımdan aldım. Yürümeye başladım, babaannem bizim evdeydi, annemgil toprakla uğraşıyorlardı. Babaannem toprakla ilgili garip şeyler anlatırken…

Uyandım bir kez daha. Ama bu defa kesin. Şuan mal gibiyim. İnternetten rüyanın içinde rüya görmeye baktım. Dikkat edin çıkabilir falan yazıyor; ama M diyoruz yani. Ne kadarı çıkabilir ki, saçma. Ayrıca ben çocuğun üstüne falan çıkıyodum, baya samimiydik böyle. I ıh mümkansız. Of kaçtır onu hiç düşünmüyordum, iyiydim böyle. Noldu ki böyle? /:

1 note

O kadar rahatladım ki ağlayınca ve anlatınca… Sürekli uyumaktan vazgeçip kendime gelip anti depresanlarımı alınca demek ki iyi oluyomuşum. Mutlu oluyomuşum. Daha iyi oluyomuşum. Anladım.

0 notes

Seni o kadar özledim ki kuzen. Bu yüzden de sana o kadar sinirliyim ki. Sinirimi kendimden çıkarıyorum bazen; ama yetmiyor kuzen. Kendime o kadar sinirliyim ki, ruhuma kurşunlar yağdırsam yağmur gibi sanki sana olan özlemimi dindiremezmişim gibi hissediyorum.

Niye gittin kuzen? Aşk için… Dimi? Ya özgürlük aşkı ya da o’nun aşkı…

Bencillik biliyorum; ama ben de seni seviyorum kuzen. Hani sen ağladığında, kimsen olmadığını düşündüğünde hep sana sarılıp ben varım derdim ya içimden. Keşke dışıma aktarsaymışım kuzen, keşke sen bana gideceğim sinyallerini verdiğinde bencilliğimi öne koyup “Lütfen, gitme.” deseymişim. Ama diyemedim… Çünkü korktum, hep korkaktım ben zaten. Ailemden korktum, kendimden korktum, çevreden korktum. Ne çok gülerdin, yükseklik korkumu anladığında…

Bir ara, akşam vakti hani, merdivenlerden çıkalım, gökyüzüne bakalım demiştik. Bir buçuk metre bana yüksek gelmiş, elini tutmuştum korkuyla, gülmüştün. O korkuyla sana güvenmiştim, ben sana hep güvenmiştim, sen benim yaradandan aldığım en büyük hediyemdin kuzendin. Ablamdın, kardeşimdin, en büyük sırdaşımdın.

Çok yalnızım kuzen. Benim ruhum buz gibi, ağlıyorum kuzen, gidişine ağlıyorum ve korkularıma ağlıyorum. Cesaretsizliğime ağlıyorum.

Sen kaçtığında ardından onca şey söylendi ki kuzen, hepsine sustum, hepsini onayladım. Korktum çünkü, bencilim ben, beni kıskaçlarıyla boğmalarından korktum. Cesaretsizim kuzen, onlara benim gözümden sen’i anlatamadım, sustum ben hep.

Halbuki sen benim kraliçemdin. Yatak arkadaşımdın, banyo arkadaşımdın, tüm aşklarımı anlattım sana, tüm korkularımı paylaştım, tüm ergenliğimde sen vardın yanımda. Niye gittin kuzen? Benim korkularım hala var kuzen, ben seni özlüyorum. Gözyaşlarım, senin gittiğin gün ağladıktan sonra ilk defa akıyor yanaklarımdan. Çünkü hep tuttum kuzen, seni hep içimde gizledim ve artık dayanamadım. Kuzen ben sensiz napıcam? Nasıl savaşıcam kötü insanlarla? Kim bana akıl verecek bundan sonra? Kim bana sarılacak, kim gözyaşlarımı paylaşacak?

Keşke… Kavga etmeseydim o gece seninle. Keşke bencilliğime yenilmeseydim. Aptalım, aptalım, aptalım… Senin gibisini asla bulamicam bundan sonra. Kokunu özledim kuzen, abla. Kokunu özledim, öfke patlamalarını özledim, her başım sıkıştığında senin kuyruğun gibi ordan oraya gitmeyi özledim. Seninle izlediğimiz onca filmi özledim, filmden sonra ettiğimiz hayalleri özledim. Her baş film karakterine aşık olurduk seninle, çirkinliğimize zerre kadar bakmadan hem de. Çirkindik biz kendimizce, ama mutluyduk. Sıkılırdık bazen, ama konuşunca geçerdi. Ben çok geveze olandım, yüzerken bile konuşurdum, hatırlasana.

"Konuş…" derdin. "Bana anlat, diğer insanlar seni kırarlar. Bu kadar gevezelik etme onların yanında, herkese açma dertlerini, kendini. Safsın, canını yakarlar." derdin. Sen yaktın canımı abla. Çok yaktın. O kadar yaktın ki nefes alamadım, alamıyorum. Her telefonda, seste, dedikoduda seni arıyorum.

Sen olsan, ben kaçsaydım ve diğerleri benim hakkımda acımasızca dedikodu yapsaydı sen korurdun. Ben koruyamıyorum seni, sadece susuyorum. Ben aptalın daniskasıyım çünkü. Bencilce gel istiyorum, o adamı bırak ve gel. Yine bu dayanılmaz dertlerine geri dön istiyorum. Ama dönme, tamam mı? Mutlu ol ablacım. Ben seni çok seviyorum. Hem de çok… Hep mutlu ol ablacım.

Sen güzeldin abla, benim gözümde herkesten ve her şeyden çok güzeldin. Çirkin olan bendim, ben büyüdükçe çirkinleştim sense tam tersi. Sen serpildin ve o kadar güzelleştin ki ben seni kaybettim.

Çirkinler daha güzel severdi ablam, sen o kadar güzelken çirkince sevdin beni.

Bana o kadar güzel anılar yaşattın ki, sana bunu hiçbir hediyeyle, anıyla, maddiyat ve maneviyatla ödeyemem. Öyle güzel şeyler öğrettin ki, öyle güzel korudun ki senin hakkını asla ödeyemicem ben. O öğütler bana ilk başta o kadar aşağılayıcı gelirdi ki, bazen senden soğurdum. Mesela geveze olmamı isterdin ya sen, ben derdim ki “ama neden?” Şimdi anladım abla. Çünkü o kadar aşağılık insanlar geçti ki karşıma, baktım ki ablam çok haklıymış. Biri terketti, biri kullanmaya çalıştı, öteki kandırdı… Ve bi çoğu daha neler neler yapmadı ki seni anladım. Özür dilerim, sana karşı ne kötü düşüncem olduysa hepsi için özür dilerim, affet beni.

Bir ara “Keşke aynı anneden doğsaymışız, sen, ben, erkek kardeşim, kız kardeşin. Ne güzel olurdu…” dedin ya o an bana dünyaları verdin kuzen, haberin yoktu. O an o kadar güvende, iyi, harika, mükemmel, mutlu, seninle, kendim gibi, hayal de olsa muhteşem hissettim ki dilim tutuldu ama hemen ekledim.

"Keşke! Ne güzel olurdu, dimi?!"

Ablam, canım ablam, bitaneciğim, güzelller güzelim, eşsizim… Seni çok seviyorum. Umarım mutlu olursun. Umarım eğer bir yaratıcı varsa sana olan duygularımı görür ve dualarımı kabul eder de seni korur, kollar kötü insanlardan, şeylerden ve olaylardan. O’nunla o kadar mutlu olursun ki o kadar akıttığın gözyaşı, aşağılanmalar ve dahası küçük bir yara izi gibi kalır ruhunda, o mutlu anılar onların yerini alır ve hiç hatırlamaz olursun.

Kendine iyi bak kuzen.

Seni kendinden bile çok seven sevgili kuzenin.